İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olandır.
info@reyhanvakfi.org.tr

Reyhan Vakfımızın Faaliyetleri için Desteklerinizi Bekliyoruz

İstanbul Valisi Sayın Vasip Şahin Kutlu Doğum Haftası Programımıza Katıldı

Salih Baba Divanı'ndan Seçmeler

Gülden Bülbüllere Tasavvuf Sohbetleri'nden Seçmeler

Gülden Bülbüllere - 4
 
Gulden-Bulbullere---4
Gülden Bülbüllere Tasavvuf Sohbetleri 1, Gönüller Sultanı Abdurrahim Reyhan Hazretleri’nin tasavvuf sohbetlerinden derlenmiş ve Reyhan Vakfı tarafından kitap haline getirilip basılmış bir eserdir.


Ab­dürrahim Reyhan Hazretleri, son yüzyılın manevi tasarrufu ve tesiri en yüksek olan Tasavvuf Alimleri’nden ve Allah Dostları'ndandır.

Bu sayfada, kitabın Önsözünü, Allah'ın Veli kullarından Abdürrahim Reyhan Hazretleri’nin sohbetlerinden alıntıları ve hayatı hakkında kısa bir bilgiyi  bulacaksınız.  

Vakfımızın yayınladığı bu kitaba ulaşmak için lütfen bizimle iletişime geçiniz.

ÖNSÖZ

Bu eser, Gönüller Sultanı Abdurrahim Reyhan (Erzincanî) Efendimiz Hazretlerinin, ihvan meclislerinde ikram buyurduğu mübarek sohbetlerinin aslına uygun şekilde yazılı hale getirilmesiyle ortaya çıkmıştır.

Çeşitli zaman ve mekanlarda yapılmış olan bazı sohbetler geniş bir arşiv içerisinden derlenebilmiştir. Gülden Bülbüllere 4’ ün herkese hitap etmesinde kolaylık sağlaması için dipnotlarla kaynaklar verilmiştir.

Noksanlarımızı tamam eyleyeceklerini umut eder, dualarınızı bekleriz.

Derleyen

GÖNÜLLER SULTANI ABDÜRRAHİM REYHAN HAZRETLERİ’NİN KİTAPTA YER ALAN SOHBETLERİNDEN BAZI KELAMLAR, ALINTILAR VE DUALAR

- “ Nimetimiz çok büyük, Hazreti Habibinin hürmetine, Allah bize varis-i enbiya olan velilerle kendisini tanıtmıştır.

Böyle buyuruyor büyüklerimiz:

“Nimet olur mu bundan ziyade”

Onun için kıymetini bilelim de Allah artırsın.

Allah nimetimizi artırırsa, büyütürse ne olur?

Büyütür, büyütür, büyütür ahirinde cemalini bize gösterir, Cemalullahını gösterir, çünkü Cemalullah da haktır.

- “ Nakşibendi Efendimiz, mübarek Hicaz’a giderken, Bağdat’ta bir gence uğramış. Genç dersek yani bir mağazanın önünden geçerken, bakmış ki on sekiz yaşında bir genç var. Başında öyle bir kalabalık var ki. Kimisi mal beğeniyor, kimisi fiyat soruyor, kimisi para veriyor, kimisi alışverişle meşgul. Bu kadar onlarla meşgul olduğu halde, gönlü hiç Allah'tan ayrılmıyor. Nakşibendi efendimiz buna çok gıpta etmiş, on sekiz yaşında, bu genç yaşta bunu nasıl böyle kazanmış diye.

Bu kemali nasıl elde etmiş?

Bütün şeriat, tarikat, ibadet, zikir, fikir, bütün hepsinden maksat kalbi uyarmak, kalbi diriltmektir.

Kalp dirilince artık o insan daha kendisini Allah'tan gafil edemiyor. Her ne kadar zahirde meşgul olursa olsun, o Allah'ı daha unutamıyor. İşte Cenabı Hak da zaten öyle buyuruyor;

“Ayakta, otururken, yatarken, hatta her halde beni zikredin” buyuruyor. Daha başka zikir ayetleri var. Çok zikredin buyuruyor.

Cenabı Hak, “Ancak sizin kalbiniz zikrullah ile mutmain olur”, sizin kalbinizi ancak zikrullah doyurur, başka bir şey doyurmaz, tatmin etmez” buyuruyor.

Nakşibendi efendimiz onda bunu görünce gıpta etmiş ve sormuş. Demiş ki:

Sizin tarikatınızın bidayeti nedir? nihayeti nedir?

O da demiş ki:

Bidayeti muhalefetül heva’dan başlar, nihayeti muhabbetül Mevla’ya ulaşır.

Ne kadar çetin, demiş.

Efendim sizin ki nedir?

Muhabbetül Mevla’dan başlar, muhalefetül heva’ya ulaşır.

Ne kadar kolay, demiş.

Muhabbetül Mevla’dan başlayıp da, muhalefetül heva’yı terk etmek çok kolay oluyor.

Ama muhalefetül heva’dan başlayıp, muhabbetül Mevla’ya ulaşmak çok çetindir, çok uzuyor.

Ne demek oluyor mesela, diyelim ki, bir köyden diğer bir köye gideceksin, yakın bir yolu var, tam böyle bir hatla çizilmiş, o köye gidiyor. Veya o köyü bulamıyorsun, oraya batıya doğru, doğuya doğru köylerden dolaşıp gidiyorsun. Halbuki oradan doğrudan geçecektir, mesela bir kilometre yol yerine, on kilometre yol dolanıp, oraya geliyorsun.

Bu böyle işte; muhalefetül hevadan başlayan tarikatların yolu uzuyor ve çok çetindir.

- “ Mesela bizim hafi bir zikrimiz var değil mi? Nasıl yapıyoruz bu hafi zikri;

Ağzımızı yumuyoruz, dişimizi dişimizin üzerine koyup dilimizi üst damağa birleştirip kalbimizle  “Allah, Allah, Allah..”  diyoruz. Bunu Peygamber efendimiz (SAV) hicret yaptığı zaman mağarada yarıgarı Ebu Bekir Sıddık (RA) Hazretlerine böyle tarif etmiştir. “Ya yarigarım Ebu Bekir, ağzını yum, dişini dişinin üzerine koy, dilini üst damağa yapıştır, hufyeten kalbinden zikret”.

Zikir olarak “La ilahe illallah” veya “Allah”, bu zikri vermiştir. İşte bizim  bu zikir bu zamana kadar gelmiştir. Buna hiçbir ilave bir şey bulaşmamıştır.”

- “ Eğer âşık isen yara

Sakın aldanma ağyara

Eğer Allah'ı seviyorsan, Allah'tan başka bir sevgin olmasın. Allah sevgisinden başka bir sevgin kalbinde olursa, ağyar seni ayırır. Ağyar yardan ayırıyor. Allah'tan seni ayırır, diyor.

Eğer âşık isen yara

Sakın aldanma ağyara

Düş İbrahim gibi nara

O gülşende yanar olmaz

İbrahim aleyhisselam için Nemrut büyük bir ateş yaktırdı, attı ateşin ortasına. Cenabı Hak ateşi ona gülistan etti. Ama niye? Çünkü Allah'tan başka hiç kimseden o yardım dilemedi. Hepsini çıkardı aradan. Allah'tan başka hiç kimseyi sevmiyordu, hepsi çıkmıştı gönlünden. Cenabı Hak ateşe attırdı, ateş de onu yakmadı. Ateş de bir mahlûk tabii.”

- “ Hamdolsun, şükrolsun.  Allah şerefinizi makamınızı yüceltsin.  Allah ömrünüzü uzun etsin, Allah ömrünüzü, amelinizi, imanınızı muhabbetinizi muhafaza etsin.

“Hiç nimet olur mu bundan ziyade”

Buyuruyorlar büyüklerimiz.

Bu hangi nimet?

Zenginlik değil, bu sıhhat değil,  bu köşk apartman bunlar değil. 

Bu nimet; Allah bizi Müslüman halk etmiş,

Bu nimet; Allah bizi sevgili Habibine  ümmet etmiş 

Bu nimet; Allah sevdiklerini bize sevdirmiş. 

En büyük nimette budur.

Niye?

Çünkü; En büyük nimet bizim için, Cenabı Hak  hakikaten  Ruyetullahı halk etmiştir, gösterecektir. En büyük nimet budur ve kulu kendi zatım için halk ettim buyuruyor.

Allah, bütün nimetleri kulu için, kulu da zatı için halk etti. “

- “ Evet, ihvanları seveceksiniz. Meşayihimizin en çok hoşuna giden, ona sevilmemiz için, biz de ihvanları seveceğiz.

İhvanlar birbirini sevecek,

Birbirinde kusur görmeyecek,

Kimseyi incitmeyeceğiz,

Kimseden de incinmeyeceğiz.

Bir incitmemek var, bir de incinmemek var. Kimseyi incitmediği gibi kimseden de incinmeyecek. Çünkü niçin?

Birisinde olur, imtihan için olur, veyahut da her ne kadar gelmiş tarikata girmiş ama tarikatı anlayamamış, bilememiş sana eliyle diliyle hoşuna gitmeyen bir söz yapmıştır, belki seni incitmiştir, kırmıştır. Sen ona kırılırsan eğer içinde ona bir kin olur. Bu kin de seni terakki ettirmez.

Bizim için en büyük gönlümüzü meşgul eden, bizde gönül kârıdır. Hep kârı, kemali gönlüne bağlamıştır, kalbe. Kalbinizden Allah'ı unutmayın, Allah'ı zikredin. Allah sevgisi, Allah zikri, Resulullah sevgisini gönlünüzden eksik etmeyin.”

ALLAH DOSTLARI’NDAN ABDÜRRAHİM REYHAN HAZRETLERİ’NİN HAYATI

Ab­dürrahim Reyhan Hazretleri, 1930 - 1998 yılları arasında yaşamış, son yüzyılımızın manevi tasarrufu ve tesiri en yüksek olan Tasavvuf Alimleri’nden ve Allah Dostları’ndandır. Muhammed Beşir Erzincani Hazretleri’nin âlim ve fâzıl büyük oğlu Hüseyin Efendi ile hâl, keşif ve keramet Tübî Hanımın oğulları olup 1930 yılında Erzincan Karakaya köyünde doğdu.

Allah yolunun büyük Velilerinden olan Abdürrahim Reyhan Hazretlerini, tanıma şerefine erenler, mütevazi dünyasından kulluğun hakikatine, simasından da aşkı ilahiye mazhar oldular.

Müntesiplerinin yanına gelip zorluklara girmelerine razı olmaz, şehir şehir, ilçe ilçe, köy köy,  gezerek Türkiye ve Yurtdışında sohbetleriyle onlari irşad ederdi. Teşrif buyurdukları beldelerde Allah aşkının, muhabbetinin ve feyzinin hududu olmazdı.

Abdürrahim Reyhan Hazretleri’nin, Allah’ın Veli kulları hakkındaki iki sohbetinden alıntılar;

- “Cenab-ı Hakk :

"Biz velilerimizi yeşil kubbemizin altında gizledik." buyuruyor.

Hakikatte Beytullah insanların kalbidir. Çünkü Beytullah Halil'in evi. O yapmıştır. Allah'ın emri ile. Ama insanların kalbi Allah'ın evidir. O kalbi Allah yapmıştır. Hangi insanın kalbi? Evliyaullah'ın kalbi. Çünkü Evliyaullahın kalbi açılmış. Bir insanın kalbi açılmazsa Velî olamaz. Bir insanın kalbi açılırsa Velî olur. Bir Velî bir aleme mukabildir”.

- “Bu nimetlere Veliler mazhar olmuşlar. Öyle olmasaydı. Veli olamazlardı zaten. Cenâb-ı Hak ne buyuruyor: "Biz Velilerimizi yeşil kubbemizin altında gizledik. Onları bizden başka kimse bilmez." Sen ben nasıl bileceğiz. Bir fıkra vardır;

Hızır Aleyhisselâm camide imiş. Bir hoca da vaaz ediyormuş. Çok kıymetli, çok mânâlı vaaz ediyormuş. Hızır Aleyhisselam'ın yanında oturan birisi varmış. O da huzurda imiş. Hızır Aleyhisselâm onu uyuyor zannetmiş. Dürtmüş. Demiş "Kalk uyan. Hoca çok güzel vaaz ediyor." Yüzüne bakmış yine başını önüne eğmiş. Yine gözlerini yummuş. O, ikinci defa yine dürtmüş. "Kalk" demiş. "Bu vaaz ele geçmez, bunun kelâmları çok kıymetli, çok mânâlı. Bunları dinle." Yine yüzüne bakmış. Yine gözlerini yummuş.

Üçüncü sefer Hızır Aleyhisselâm'ın yakasına sarılmış. "Eee! Hızır insanları bu kadar rahatsız etmez. Senin Hızır olduğunu söylersem daha kurtulamazsın" demiş.

Hızır Aleyhisselam Allahu Teâlâ'ya müracaat etmiş. "Yarabbi" demiş. "Benim defterimde bunun ismi yok. Veli ise ismi defterimde yok. Veli değilse benim Hızır olduğumu nerden bildi?"

Cenâb-ı Hakk da: "Beni sevenlerin ismini ben senin defterine yazdırırım. Benim sevdiklerimi ben gizli tuttum. Senin defterine yazdırmadım" diyor.

Veliler varis-i enbiyâdır. Madem ki Peygamberlere inandıksa, Velilere de inanacağız.”

Abdürrahim Reyhan Hazretleri, Peygamber Efendimiz’in (SAV) “ İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olandır” Hadis-i Şerif’i ışığında Kuran ve Sünnet’e tam bağlı olarak 68 yıllık ömrünü Hak yoluna hizmet için adayan Allah’ın Veli kullarındandı. Dar´ül Beka´ya teşrif buyurana kadar talebelerinin sayısı Yurtiçi ve Yurtdışında çok çoğaldı. Bu geniş irşad halkasına rağmen tevazu ve mahviyetini daima muhafaza etti.

YASAL UYARI: Bu içeriğin bütün yayın ve çoğaltma hakları REYHAN VAKFI'na aittir. Kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen iktibas edilmesi yasaktır.