İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olandır.
info@reyhanvakfi.org.tr

Reyhan Vakfımızın Faaliyetleri için Desteklerinizi Bekliyoruz

İstanbul Valisi Sayın Vasip Şahin Kutlu Doğum Haftası Programımıza Katıldı

Salih Baba Divanı'ndan Seçmeler

Gülden Bülbüllere Tasavvuf Sohbetleri'nden Seçmeler

Gülden Bülbüllere Tasavvuf Sohbetleri'nden Seçmeler
Gülden Bülbüllere Tasavvuf Sohbetleri 1, 2, 3 ve 4 ve Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri, Allah Dostları'ndan Abdurrahim Reyhan Hazretleri’nin tasavvuf sohbetlerinden derlenmiş ve Reyhan Vakfı tarafından kitap haline getirilip basılmış eserlerdir.

Gulden-Bulbullere-Tasavvuf-Sohbetlerinden-Secmeler

Gülden Bülbüllere Tasavvuf Sohbetleri 1, 2, 3 ve 4 ve Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri, Gönüller Sultanı Abdurrahim Reyhan Hazretleri’nin tasavvuf sohbetlerinden derlenmiş ve Reyhan Vakfı tarafından kitap haline getirilip basılmış eserlerdir.

Ab­dürrahim Reyhan Hazretleri, son yüzyılın manevi tasarrufu ve tesiri en yüksek olan Tasavvuf Alimleri’nden ve Allah Dostları'ndandır. Bu sayfada Allah'ın Veli kullarından Abdürrahim Reyhan Hazretleri’nin hayatı hakkında kısa bir bilgi ve sohbetlerinden alıntılar bulacaksınız.  

Vakfımızın yayınladığı bu kitaplara ulaşmak için lütfen bizimle iletişime geçiniz.



ALLAH DOSTLARI’NDAN ABDÜRRAHİM REYHAN HAZRETLERİ’NİN HAYATI

Ab­dürrahim Reyhan Hazretleri, 1930 - 1998 yılları arasında yaşamış, son yüzyılımızın manevi tasarrufu ve tesiri en yüksek olan Tasavvuf Alimleri’nden ve Allah Dostları’ndandır. Muhammed Beşir Erzincani Hazretleri’nin âlim ve fâzıl büyük oğlu Hüseyin Efendi ile hâl, keşif ve keramet Tübî Hanımın oğulları olup 1930 yılında Erzincan Karakaya köyünde doğdu.

Allah yolunun büyük Velilerinden olan Abdürrahim Reyhan Hazretlerini, tanıma şerefine erenler, mütevazi dünyasından kulluğun hakikatine, simasından da aşkı ilahiye mazhar oldular.

Müntesiplerinin yanına gelip zorluklara girmelerine razı olmaz, şehir şehir, ilçe ilçe, köy köy,  gezerek Türkiye ve Yurtdışında sohbetleriyle onlari irşad ederdi. Teşrif buyurdukları beldelerde Allah aşkının, muhabbetinin ve feyzinin hududu olmazdı.

Abdürrahim Reyhan Hazretleri’nin, Allah’ın Veli kulları hakkındaki iki sohbetinden alıntılar;

- “Cenab-ı Hakk :

"Biz velilerimizi yeşil kubbemizin altında gizledik." buyuruyor.

Hakikatte Beytullah insanların kalbidir. Çünkü Beytullah Halil'in evi. O yapmıştır. Allah'ın emri ile. Ama insanların kalbi Allah'ın evidir. O kalbi Allah yapmıştır. Hangi insanın kalbi? Evliyaullah'ın kalbi. Çünkü Evliyaullahın kalbi açılmış. Bir insanın kalbi açılmazsa Velî olamaz. Bir insanın kalbi açılırsa Velî olur. Bir Velî bir aleme mukabildir”.

- “Bu nimetlere Veliler mazhar olmuşlar. Öyle olmasaydı. Veli olamazlardı zaten. Cenâb-ı Hak ne buyuruyor: "Biz Velilerimizi yeşil kubbemizin altında gizledik. Onları bizden başka kimse bilmez." Sen ben nasıl bileceğiz. Bir fıkra vardır;

Hızır Aleyhisselâm camide imiş. Bir hoca da vaaz ediyormuş. Çok kıymetli, çok mânâlı vaaz ediyormuş. Hızır Aleyhisselam'ın yanında oturan birisi varmış. O da huzurda imiş. Hızır Aleyhisselâm onu uyuyor zannetmiş. Dürtmüş. Demiş "Kalk uyan. Hoca çok güzel vaaz ediyor." Yüzüne bakmış yine başını önüne eğmiş. Yine gözlerini yummuş. O, ikinci defa yine dürtmüş. "Kalk" demiş. "Bu vaaz ele geçmez, bunun kelâmları çok kıymetli, çok mânâlı. Bunları dinle." Yine yüzüne bakmış. Yine gözlerini yummuş.

Üçüncü sefer Hızır Aleyhisselâm'ın yakasına sarılmış. "Eee! Hızır insanları bu kadar rahatsız etmez. Senin Hızır olduğunu söylersem daha kurtulamazsın" demiş.

Hızır Aleyhisselam Allahu Teâlâ'ya müracaat etmiş. "Yarabbi" demiş. "Benim defterimde bunun ismi yok. Veli ise ismi defterimde yok. Veli değilse benim Hızır olduğumu nerden bildi?"

Cenâb-ı Hakk da: "Beni sevenlerin ismini ben senin defterine yazdırırım. Benim sevdiklerimi ben gizli tuttum. Senin defterine yazdırmadım" diyor.

Veliler varis-i enbiyâdır. Madem ki Peygamberlere inandıksa, Velilere de inanacağız.”

Abdürrahim Reyhan Hazretleri, Peygamber Efendimiz’in (SAV) “ İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olandır” Hadis-i Şerif’i ışığında Kuran ve Sünnet’e tam bağlı olarak 68 yıllık ömrünü Hak yoluna hizmet için adayan Allah’ın Veli kullarındandı. Dar´ül Beka´ya teşrif buyurana kadar talebelerinin sayısı Yurtiçi ve Yurtdışında çok çoğaldı. Bu geniş irşad halkasına rağmen tevazu ve mahviyetini daima muhafaza etti.

GÖNÜLLER SULTANI ABDÜRRAHİM REYHAN HAZRETLERİ’NİN SOHBETLERİNDEN BAZI KELAMLAR, ALINTILAR VE DUALAR

- " Bir yerdesin her yerdesin, her yerdesin bir yerde değilsin"

- “ Elinde var iken fırsat, Geçirme ede gör gayret, Tuta gör bir yed-i kudret, Olunsun menzilin bala.”

- “ Ben getirdim, ben götürdüm, ben yaptım deme sahibine teslim et.”

- “ Kulluğu bilmek, kusurlarımızı bilmektir.”

- “ En büyük ihsan insanın marifete ulaşmasıdır.”

- “ Allah feyzinizi, muhabbetinizi artırsın. Allah aşkınızı, muhabbetinizi  artırsın. Allah hepinizden razı olsun. Yaşadığınız müddetçe Cenâb-ı Hak muhabbetinizi muhafaza etsin. Amelinizi muhafaza etsin.”

- “ Allah ilmi emrediyor. İlim çok kıymetlidir. Zaten ilim için dünyaya gelmiş insanlar. İlimden mânâ Allah'ı bilmek, Allah'a itaat etmektir. Fakat ilim insanlara varlık oluyor. Eğer ilmi ile âmil olamıyorsa ilim insanlara varlık oluyor. Bunu dünyaya harcayabiliyor. Ama ilmiyle âmil demek; o ilmini Allah için kullanmak, ve ilmiyle amel etmektir. Bu ancak tasavvufta olabiliyor.”

- “ Cenâb-ı Hak buyuruyor: "Biz insanların, boyuna, güzelliğine, zenginliğine, asaletine  bakmayız. Ancak kalplerine bakarız." İnsanlar birbirinin kalbini bilmez. Evliyaullah bilir o da aşikâr etmez. Tasavvuf ehlinde gurur, kibir olmaz. Tevazu vardır.”

- “ Allah için çalıştık. Allah için birbirimizi tanıdık. Allah için birbirimizi seviyoruz. Allah unutturmasın sizi bize, bizi size. Allah size bizi hayır dualarla yadetmeyi nasip etsin. Bizi de sizi hayır dualar yadetmeyi nasip etsin. Allah cennette cemalini nasip etsin. Dünyada âhirette korktuklarımızdan emin etsin. Allah bu muhabbetinizi ömür boyu muhafaza etsin. Muhabbetinizle yaşayasınız. “

- “İnsanlar Cenâb-ı Hakk'ı ilme'l-yakîn bilirler. Ayne'l-yakîn bilirler. Hakke'l-yakîn bilirler. İlme'l-yakîn bilenler âlimler. Ayne'l-yakin âbidler bilirler. Yani ibadet yapanlar. Hakke'l-yakîn bilenler, varlığından kurtulanlar. İlimden, amelden, her varlığından geçip yok olanlar.”

- “ Allah aşkınızı muhabbetinizi artırsın. Allah ilminizi, bilginizi artırsın. Allah şerefinizi, makamınızı yükseltsin. Allah arzunuza ulaştırsın. Allah dünyada ve ahirette korktuklarınızdan emin etsin.”

- "Allah'a olan aşkın nihayeti yoktur. Allah'a olan havf'in nihayeti yoktur. Allah'a olan gurbiyetin (yakınlık) nihayeti yoktur. Allah'a insanlar ne ile yaklaşır? Allah'ı sevmekle, Allah'a fazla zikir yapmakla. Allah'tan fazla korkmakla yaklaşır insanlar Allah'a. Bunun sonu, nihayeti yoktur. Niçin.İnsanlar Allah'a ne kadar yaklaşsa Resulullah (SAV) gibi yaklaşamaz. Ey Habibim sen bana iki kaşın yaklaştığı kadar yaklaştın." buyurdu Cenâb-ı Hakk”

- “ Allah'a şükür gönlümüzde tecelli eden Cenâb-ı Hakk'ın nuru sizleri topladı, buraya getirdi. Allah arzunuza ulaştırsın. Allah imanınızı, amelinizi muhafaza etsin. Allah muhabbetinizle yaşamak nasip etsin. Muhabbet demek ki Allah sevgisi. Bundan daha büyük bir zevk, daha büyük bir varlık, daha büyük bir devlet, daha büyük bir sıhhat, daha büyük bir nimet olamaz. İnsanlar için en kıymetli şeydir.”

- “Âşık olanın ciğeri yanar da pişer de;

Bu kelâm çok anlamlı. Allah bu kelâmı anlamak yaşamak nasip etsin. Diyor ki: Bir kula Cenâb-ı Hakk'ın hidayeti olursa,  onun kalbinde zatının sevgisini, velilerin sevgisini, habibinin sevgisini doğdurur. Doğunca onun kalbi çoşar, taşar. Nasıl ki güneş doğması ile dünyanın karanlığı gidiyorsa, insanların kalbinde de Allah aşkı, Resulullah (SAV) aşkı, meşâyih aşkı tecelli ederse, onun da kalbini nurlandırır, aydınlatır.”

- “ Cenab-ı Hakk :

"Biz velilerimizi yeşil kubbemizin altında gizledik." buyuruyor.

 Hakikatte Beytullah insanların kalbidir. Çünkü Beytullah Halil'in evi. O yapmıştır. Allah'ın emri ile. Ama insanların kalbi Allah'ın evidir. O kalbi Allah yapmıştır. Hangi insanın kalbi? Evliyaullah'ın kalbi. Çünkü evliyaullahın kalbi açılmış. Bir insanın kalbi açılmazsa velî olamaz. Bir insanın kalbi açılırsa velî olur. Bir velî bir aleme mukabildir. Bir velînin maneviyattaki vücudu dünyadan büyüktür.”

- “ Allah ilmi emrediyor. İlim çok kıymetlidir. Zaten ilim için dünyaya gelmiş insanlar. İlimden mânâ Allah'ı bilmek, Allah'a itaat etmektir. Fakat ilim insanlara varlık oluyor. Eğer ilmi ile âmil olamıyorsa ilim insanlara varlık oluyor. Bunu dünyaya harcayabiliyor. Ama ilmiyle âmil demek; o ilmini Allah için kullanmak, ve ilmiyle amel etmektir. Bu ancak tasavvufta olabiliyor.”

- “ Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi, hidayeti üzerinize olsun. Cümleten hoş geldiniz. Sefâ geldiniz. Sefâ getirdiniz. Feyiz getirdiniz. Allah arzunuza ulaştırsın. Allah hulûsunuzun, ihlâsınızın meyvasını yedirsin. Allah hulûsunuzun, ihlasınızın hududunda irşad etsin. Allah sonumuzu hayır getirsin. Allah'a şükür. Çok şükür. Bin şükür. Nihaî şükürler olsun bu günümüze. Sıhhatimize, bu nimetimize, bu fırsatımıza. Sıhhat bu sıhhat. Gün bugün, nimet bu nimet. Fırsat bu fırsat.

Hiç nimet olur mu bundan ziyade? Niçin? Allah'ın emrini işliyoruz. İnancımızı yaşıyoruz. Allah bizi inananlardan hâlketmiş. İnancımızı yaşıyoruz. Allah'a şükür. Bu zamanda inancını yaşamak kolay değil. Evet çok şükür, bin şükür, nihaî  şükürler olsun. Rabbımızın keremine, ihsanına, hidayetine lütfuna, ilhamına çok şükürler olsun. Allah bizi müslüman hâlk etmiş. Daha bundan büyük bir nimet olur mu? İnancımızı yaşarsak, nimetimizi değerlendiririz. Allah daha büyüğünü verir. İnancımızı yaşamazsak bu nimeti Allah elimizden alır.”

- “ Allah'a şükür. Çok şükür? Gece gündüz yüzümüzü yere koysak şükür secdesi yapsak yine az gelir. Yine az gelir. Cenâb-ı Hak insanı kıymetli hâlk etmiş. Niçin? Peygamber Efendimizi (SAV) insanlardan hâlk ettiği için. O'nun şerefidir. O'nun hürmetine, O'nun sevgisine Cenâb-ı Hak insanı kıymetli hâlk etti. Ama bizde Peygamber Efendimizi bileceğiz. O'na da inanacağız. O'na da lâyık olacağız. O'na lâyık olmak için onun sünnetlerini işleyeceğiz. kitap sünnet var. Allah'ın indirmiş olduğu Kur'an'a inanacağız. Ne emretmişse onu işleyeceğiz ki, Allah'a itaat etmiş olalım. Sünnet nedir? Peygamber Efendimizin (SAV) sünnetini işleyelim ki ona tâbi olmuş olalım. Allah'ın kesin olarak emride budur.

"Habibim bana itaat eden sana tâbi olsun. Sana tâbi olmayan bana itaat etmiş değildir."

- “ Hadis-i Şerif: "Benim ümmetimin en hayırlısı, eliyle diliyle insanları incitmeyendir. Benim ümmetimin en şerlisi de eliyle diliyle insanları incitendir."

Sözümüzle ve hareketimizle kimseyi incitmiyeceğiz ki ahlâkı güzel olalım. Peygamber Efendimize (SAV) lâyık ümmet olamazsak, şefaatine mazhar olamayız.”

- “ Allah bizi müslüman halk etmişse inancımızı yaşayacağız. Eğer inancımızı yaşamazsak nerden belli olacak müslüman olduğumuz? İslâmın yaşantısı "Lâ ilâhe illallah! Muhammedün Resulullah." Hepsi bu ifadenin içinde. "Lâ ilâhe illallah" Allah'a inanmak, Allah'ın kitabına uymak, Kur'ân'a uymak. "Muhammedün Resulullah" Muhammed'e uymak. Muhammed'e tâbi olmak.”

- “ Allah sonumuzu hayır getirsin. Allah iki cihan iyiliği versin. Cenâb-ı Hak aldanmışlardan etmesin. Dünya ile aldatmasın. Dünyayı sevenleri dünya aldatır. Sevmeyenleri aldatamaz.”

- “ İşte dünyaya misafir olarak geldik gideceğiz. Bizim misafirimiz, gönül hanesine. Gönül bir mülktür. Gönül sahibini bulup oturtturduysak, hanemiz de misafirini buldu. Biz de misafirimizi, mihmanımızı tanıdık. Eğer bulamadı isek yazık olsun bize eyvah! Allah korusun, Allah muvaffak etsin. Onun için Allah'a şükür bu nimet hepimizde var. Bunu büyültmeye çalışın. Evliyaullah'a olan inanç insanlarda aynı değildir. İnsanların hulûsuna bağlı. İnsan Evliyaullah'ı ne kadar büyük görürse O'na o kadar yaklaşabiliyor. O'nu ne kadar büyük görürse kendisi de o derece feyiz alıyor. Kalbi büyüten muhabbettir. Kalbe sahibini getiren muhabbettir. Mecnun ne demiş?

Ararken Leylâ'yı, buldum Mevlâ'yı.

Bil ki muhabbet sana Mevlâ'dan gelir.”

- “ Bu nimetlere veliler mazhar olmuşlar. Öyle olmasaydı. Veli olamazlardı zaten. Cenâb-ı Hak ne buyuruyor: "Biz velilerimizi yeşil kubbemizin altında gizledik. Onları bizden başka kimse bilmez." Sen ben nasıl bileceğiz. Bir fıkra vardır.

Hızır Aleyhisselâm camide imiş. Bir hoca da vaaz ediyormuş. Çok kıymetli, çok mânâlı vaaz ediyormuş. Hızır Aleyhisselam'ın yanında oturan birisi varmış. O da huzurda imiş. Hızır Aleyhisselâm onu uyuyor zannetmiş. Dürtmüş. Demiş "Kalk uyan. Hoca çok güzel vaaz ediyor." Yüzüne bakmış yine başını önüne eğmiş. Yine gözlerini yummuş. O, ikinci defa yine dürtmüş. "Kalk" demiş. "Bu vaaz ele geçmez, bunun kelâmları çok kıymetli, çok mânâlı. Bunları dinle." Yine yüzüne bakmış. Yine gözlerini yummuş. Üçüncü sefer Hızır Aleyhisselâm'ın yakasına sarılmış. "Eee! Hızır insanları bu kadar rahatsız etmez. Senin Hızır olduğunu söylersem daha kurtulamazsın" demiş.

Hızır Aleyhisselam Allahu Teâlâ'ya müracaat etmiş. "Yarabbi" demiş. "Benim defterimde bunun ismi yok. Veli ise ismi defterimde yok. Veli değilse benim Hızır olduğumu nerden bildi?" Cenâb-ı Hakk da: "Beni sevenlerin ismini ben senin defterine yazdırırım. Benim sevdiklerimi ben gizli tuttum. Senin defterine yazdırmadım" diyor.

Veliler varis-i enbiyâdır. Madem ki Peygamberlere inandıksa, velilere de inanacağız.”

- “ Allah emeklerinizi zayi etmesin. Allah niyetinizi hâlis etsin. Allah niyetinizin neticesine ulaştırsın. Nasılsınız? İyisiniz. Afiyettesiniz İnşaallah. Allah hepinize iyilik ve âfiyet ihsân etsin. Allah arzunuza ulaştırsın. Allah arzularınızda aldatmasın. Arzunuz Allah'ın rızası olsun. Bütün imanınızın, ibâdetinizin, amelinizin karşılığı Allah rızası olsun. Allah âkibetinizi hayır getirsin. Cenâb-ı Hak ömrünüz boyunca bu muhabbetinizi muhafaza etsin. Rabbim artırsın, eksiltmesin. Muhabbet Allah sevgisi tabii. O bizi sevdi. Yarattı ki biz de onu sevelîm. Tabii diledi, yarattı. Diledi demek, isteği demek, isteği demek sevmesi demek. Onun için bütün bu varlıkları Cenâb-ı Hak istedi yarattı, diledi yarattı. Peygamber Efendimizi (SAV) muhabbetinden yarattı. Kâinatın Efendisi, iki cihanın Efendisi, dünya, âhiretin de. Bütün zâhirde, bâtında, bilinip görünenler, bilinmeyenler, görünmeyenleri Cenâb-ı Hak kim için halketti? Habîbi için, O'nun hürmetine halketti. Cenâb-ı Hak: "Habibim, seni halketmeseydim, bu varlıkları halketmiyecektim." buyuruyor. Bütün karada, denizde, havada olan canlıları onun için yarattı. Sadece insanları değil. Her zaman Mevlid-i şerîf'te dinliyorsunuz.”

- “ Peygamber Efendimiz (SAV) Mirac yaptığı zaman yükseldi Allah’'a gitti. Cenab-ı Hakk:

“Habibim bana hediye ne getirdin?” Diye sordu.

 “Yâ Rabbi Sen Ganisin. Ben fakirim. Fakirlikle geldim. Yokluğumla geldim. Zengin Sensin. Fakir Benim. Sen ihsan sahibisin. Muhtaç benim.”

Allah'ın o kadar hoşuna gitti ki.

“Ya Habibim! Bana çok makbul bir hediye getirdin.”

Onun için, “Kişi noksanını bilmek gibi irfan olamaz.”

- “ Evvelâ diyor ki: “Şöhret kazanma! Şöhrette afat vardır.” Onun için bizim büyüklerimiz tarihlere geçmemişlerdir. Şöhrette afat vardır.

Mübarek, Erzincan'da Terzi Baba isminde bir zat var. Kerametleri var, meşhur bir zattır.

Fakat Şah Dedemiz olan Pîri Sami Hazretleri demiş ki:

“Eğer Terzi Baba'nın derecesinde halife çıkartsam ikiyüz tane çıkarırım” demiş ve bu sahihtir. Fakat:

“Şöhret kazanma, şöhrette afat vardır. İsmini hüccetlere yazdırma.”

Veysel Karânî Hazretleri ile Peygamber Efendimiz (SAV) sağlıklarında birbirlerini görmemişlerdir. Ama Peygamber Efendimiz (SAV) vasiyet etmiştir ki “Hırkamı O'na götürün” diye. Götüren kim?

Hz. Ali Efendimiz ve Hz. Ömer. İki halife. Hırkayı almadan evvel hırkanın hakkını vermiş. (Secdeye kapanmış.) Hırkayı başlangıçta almamış.

Birbirlerini hiç görmedikleri halde. Uhud Muharebesinde kafirler taşla saldırınca Peygamber Efendimizin (SAV) dişi kırıldı. Bu sahneyi ta Yemen'den görmüş. Taşı almış, dişlerini kır-mış, evet.

İşte maneviyatta bu derece de Peygamberimize yakın. Hırkayı götürdükleri zaman, secdede uzun bir süre kalmış. Onlarda “bu bayıldı mı, uyudu mu?” diye kaldırmışlar. Kaldırılınca demiş ki:

 “Niçin acele ettiniz. Ben hırkanın hakkını icra ediyordum. Ümmeti Muhammedin günahkârlarının affını Allah'tan diliyordum. Dörtte üçünü bağışlattım, dörtte biri kalmıştı.”

- “ Padişah konmaz saraya

    Hâne ma’mur olmadan

Padişahların oturduğu yere saray derler. Ama o saray padişaha mahsus. Orası o kadar temiz ki orada hiç kir-pas olmadığı gibi orada çok ziynet var. Orası, padişahın rahat edeceği şekilde hazırlanmış. Padişah her yerde olmaz. Her yere girmez. Bir sarayı var, orası onun için hazırlanmış. Burada padişahtan mana Allah'tır. Hâneden mana insanların kalbidir.”

- “ Tabiî ki muhabbetiniz getirmiş buraya. Bir ziyafet için gelmediniz. Bir ticaret için gelmediniz. Bir akraba ziyaretine de gelmediniz. Bir maddî menfaat te yok. Sırf Allah rızası için geldiniz. Allah hepinizden razı olsun. Allah rızasından ayırmasın. Şu iyi bir duadır:

“Yâ Rabbi rızan olan amelleri işlemek nasip et bize.”

Rızan olan nimetlere mazhar kıl. Allah cennetini kazananlara verecek. Rızasını bahşedecek. Rızasını insanlar kazanamıyorlar. Ama Allah bahşedecek. Hatta cennet te öyle. Biz Kur'an'ın Müslümanıyız. Hadislerin Müslümanıyız. “

YASAL UYARI: Bu içeriğin bütün yayın ve çoğaltma hakları REYHAN VAKFI'na aittir. Kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen iktibas edilmesi yasaktır.