İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olandır.
info@reyhanvakfi.org.tr

Reyhan Vakfımızın Faaliyetleri için Desteklerinizi Bekliyoruz

İstanbul Valisi Sayın Vasip Şahin Kutlu Doğum Haftası Programımıza Katıldı

Salih Baba Divanı'ndan Seçmeler

Gülden Bülbüllere Tasavvuf Sohbetleri'nden Seçmeler

Salih Baba Divanı'ndan Seçmeler
Salih Baba Erzincan’da yetişmiş bir tasavvuf şâiridir. Tasavvufta Üstadı Muhammed Sâmî Erzincânî Hazretleri’nden feyz alarak kemâle ermiştir. Tasavvufta Üstadının himmetiyle ilerledikten sonra pekçok şiir yazmıştır.
Salih-Baba-Divanindan-Secmeler
Salih Baba, 19. asrın ikinci yarısı ile 20. asrın başları arasında yaşamış tasavvuf şairlerindendir. “Salih Usta” adıyla da anılan şairimiz Erzincanlıdır. “Tüfekçizâdeler” namıyla meşhur bir aileye mensup imam Mustafa Efendi’nin oğludur. Tasavvufta Üstadı Muhammed Sâmî Erzincânî Hazretleri’nden feyz alarak kemâle ermiştir. Tasavvufta Üstadının himmetiyle ilerledikten sonra pekçok şiir yazmıştır. Vakfımız Salih Baba Divanı ismiyle bu şiirleri kitap olarak yayınlamıştır.


Salih Baba, Üstadı Muhammed Sâmi Hazretleri’nin sohbetlerini kaçırmamaya gayret eder. Yunus Emre, Niyazi Mısrî ve Kuddusî Baba gibi büyüklerin hikmetli şiirlerinden beyit ve kıtaların okunmakta olduğu sohbethânede Aktar Hacı İbrahim Ağa: “Efendim, bizim kolun büyüklerinde de şâirler olsaydı da onların şiirlerini okuyup kendi usul ve adabımızın safası ile feyziyâb olsaydık.Sizde bir şeyler yazsaydınız.” deyince

Muhammed Sâmi Hazretleri: “Oğlum, bu bir himmet ve zuhurat işidir. Şiiri bizim Salih bile söyler...” buyurarak eli ile de arka taraflarda gizlenecek yer arayan Salih Usta'ya işaret edince, Salih'in derûnu, bilip duymadığı acaip bir varidat ile dolarak hemen o anda irticalen şiir söylemeye başlar ve yine o anda "fena"ya kavuşur.

Bu varidatı, vehbî hâl ve ilimle söylediği şiirleri, Muhammed Sami Hazretleri'nin: - “Yeter Salih…” demesine kadar devam edip tamamlanmış ve bu emirden sonra da başladığı gibi kesilmiştir.

Salih Baba’nın şiirleri Salih Baba Divanı kitabında toplanmıştır. Şiirlerinden bazıları aşağıdadır;

BİR LEYLANIN MECNUNUYAM CANAN İLİNİN CANIDIR

Bir Leylânın Mecnûnuyam cânân ilinin canıdır 
Bir dilberin meftunuyam bu can anın kurbânıdır

"Sebu'l-Mesânî"dir yüzü nutk-ı Mesîhâ'dır sözü
Nûr-ı Muhammed'dirözü ol nefha-i Rahmâni'dir

Arş-ı muazzam başıdır hem "Kabe kavseyn" kaşıdır 
Ol akl-ı evvel cûşudur "kün" emrinin fermanıdır

Âşıkların sevdâsıdır ariflerin me'vâsıdır 
Sâlihlerin Leylâsıdır kâmillerin seyrânıdır

Bahrü'l-hayât peymânesi hem gevher-i dürdânesi
Şems-i Huda pervanesi cümle maâdin kânıdır

Aşk u muhabbet hanesi âlem anın dîvânesi
Hep cümle hüsnün anesi bir Yûsuf-ı Kenan'ıdır 

Gâhî seçerden söyler ol gâhî hacerden söyler ol 
Gâhî beşerden söyler ol bir mantık-ı burhanıdır 

Cevlân eder bu arada bir pertev-i nûr-ı Huda 
Şeyhim Muhammed Sâmî de ol dilber-i ruhanidir

Her kim ki tuttu destini soyundu varlık postunu 
Buldu hakîkat dostunu bildi bu dünya fânîdir

Budur recâsı âsînin göster yüzün leylâsının 
Salih dâim Mevlâ'sının hem kulu hem kurbânıdır.

HAKİKAT ŞEHRİNDE BİR GÜZEL GÖRDÜM

Hakîkat şehrinde bir güzel gördüm 
Bir göreni göremedim ne çâre 
Sevdâ-yı aşkından yanıp kül oldum 
Bir bilen yok soramadım ne çâre 

Bir zaman bekledim Leylâ dağını 
Bir zaman bekledim gül budağını 
Bir zaman bekledim yâr otağını 
Vâsıl-ı yâr olamadım ne çâre 

Andelîbin işi âh u zâr olur 
O nasıl güldür ki tezce hâr olur 
Bir gönül kul olur gâh hünkâr olur 
Ben bu sırra eremedim ne çâre 

Bir gülün ki hân vardır yâr demem 
Kansız dîdelere âh u zâr demem 
Yüzünü görmeden yârim var demem 
Ben bu yâri bulamadım ne çâre 

Niceleri yâr der gönlü binada 
Niceleri yâr der gönlü zinada 
Nicesinin gönlü bey'ü şirâ'da 
Bu yâr kimdir bilemedim ne çâre 

Duydum ki yârimin yeri Kâf imiş 
Dillerde söylenen kuru lâf imiş 
Aslını sorarsan "nün" u "kâf" imiş 
Pâyine yüz süremedim ne çâre 

Meded Pîr-i Sâmî bir gör hâlimi 
Bu Salih'e çok ettiler zulümi 
Aç vuslat perdesin göster gülümi 
Çok ağladım gülemedim ne çâre


SÖZ İLE BİR KALBE DOĞMAZ LEDÜNNİ

Söz ile bir kalbe doğmaz ledünni
Bütün azaları dil olmayınca 
Nefs-i emmârenin bilinmez fendi 
Gönül şehri bahr-ı Nîl olmayınca 

Söz ile bulunmaz bir sâdık muhîb 
Derde düşmeyince aranmaz tabîb 
Her bir şükûfeye konmaz andelîb 
Madem ki içinde gül olmayınca 

Her bir âşık vâsıl olmaz yârına 
Berdâr olmayınca vuslat darına 
Pervâne-veş düşüp aşkın nârına 
Mansur gibi yanıp kül olmayınca 

El çek mâsivâdan bırak bu câhı 
Râz-ı derûnundan eylegil âhı 
Cânân illerinin açılmaz râhı 
Varıp bir kâmile kul olmayınca 

Pîr-i Sâmî gibi sâhib-irşâdı 
Bulup kapısında kılak feryadı 
Hiç birimiz bulamazık necatı 
Bizim delîlimiz Ol olmayınca 

Salih bu sözlerin yalan olamaz 
Her beşer süratli insan olamaz 
Her bir kimse ehl-i irfan olamaz 
Kırk yerden yarılmış kıl olmayınca


YASAL UYARI: Bu içeriğin bütün yayın ve çoğaltma hakları REYHAN VAKFI'na aittir. Kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen iktibas edilmesi yasaktır.